25 Temmuz 2010 Pazar

Sahaf Yazarlarının Dikkatine: 1 Ağustos Buluşması 17 Ağustos'a Ertelendi!

Ertelemeler bize göre değil. Her şey zamanında yapılmalı, öyle değil mi? Ama ne yapmalı kul işine? Aksıyor, bozuluyor, erteleniyor, elde değil.
Yaz buluşmasına katılmak isteyen ve 1 Ağustos'ta Ankara'da bulunamayacak üyelerin sayısı düşündüğümüzden çok oldu.  Bu yüzden çok daha fazla üyenin katılabileceği bir buluşmayı yaşamak için yeni bir tarih ve saat belirledik:
17 Ağustos 2010 Salı günü saat 15.00
Buluşmanın konusu ve içeriğinde bir değişiklik yapılmadı. İçerik aşağıdaki gibidir:
Konu: yer değiştirme- taşınma-uzaklaşma vs.

Tür: Kurgu (Öykü)

Gündem Maddeleri:

1- Açış ve yoklama

2-  Öykü metinlerinin birlikte eleştirilip değerlendirilmesi
(Her üyenin kendi öykü metinlerini  çoğaltması gerekmektedir. En az on adet çoğaltılmalıdır.)

3- Sahaf'ın 4. sayısının  içeriğinin taslak olarak belirlenmesi

4- www. sahafdergisi.com web sitesine ilişkin iş bölümü

5- Dilek ve temenniler
   
Yaz günleriniz okumalı yazmalı ve neşeyle geçsin!

15 Temmuz 2010 Perşembe

Yaz geldi diye...

Yaz geldi diye güneşe, denize, serin akşam sohbetlerine aldanıp boş verilmesin kağıt kalem... Sıcağın rehavetiyle içilen bardak bardak meşrubatların arasında tümden boğulmasın incelikleriniz. Bu mevsimde de yalnız kendinize sakladığınız, uzun söyleşmelerde seyreltmediğiniz ve ancak yazıya döktüğünüzde  öğrenebileceğimiz parlak düşünceleriniz varolmalı  sevgili Sahaf yazarları. Ve tabii ki neler okuduğunuzu da doğrusu çok merak ediyorum. Eminim çok şaşırtıcı kitap isimleri duyacağım sizden görüştüğümüzde. Hasıl-ı kelam biliyorum ki çok okuyorsunuz; ama bir kaleminiz olduğunu sakın unutmayın.

4 Temmuz 2010 Pazar

BÜYÜK BULUŞMA: ESKİ VE YENİ ATELYECİLERİ BEKLİYORUZ, YAZ ATELYESİ 1 AĞUSTOS'TA

Bildiğiniz gibi Sahaf, Yazma Atelyesi'nin bir uzantısı ve  atelye dört yıldır var, arı gibi de çalışıyor. Bazı üyelerimiz çoktan mezun oldular kimileri ise bu yıl yeni mezun oldu. Biz mezun atelyecileri de artık aramıza buyur etmek istiyoruz. Atelye üyeleri birbirinden kopmasın, herkes birbiriyle kaynaşsın ve omuz omuza yazmayı sürdürsünler istiyoruz. Bunun için eski ve yeni tüm atelye üyelerinin bir araya gelebileceği bir YAZ ATELYESİ  için kolları sıvadık. Halen okulda olan üyelerle çoktan sözleştik bile. Ama ya eskiler?  Onlarsız eksik kalırız hem de onları çok özledik/özledim.

Bu büyük YAZ ATELYESİ buluşması düşüncesi aslında biraz da Sahaf'ın internet sitesinin yeni yeni kuruluyor olması gerçeğinden doğdu.. Evet http://www.sahafdergisi.com/ şu an yayında... Amaç Sahaf'ı daha devingen kılmak, Reha Alemdaroğu Anadolu Lisesi önderliğinde tüm liseli okur- yazarlara nitelikli bir internet dergisi  ortamı yaratmak. Elbette ki matbu biçimde Sahaf her yıl kendini ortaya koyacak; fakat internet ortamında yürüyen ve gelişen bir dergi daha canlı ve kapsamlı olacaktır. Sahaf bu web sitesiyle diğer genç yazarlara şairlere de kapılarını açıyor; fakat bunun için tüm atelye üyelerinin bir araya gelmesi gerekiyor. Çünkü her birimiz belki bambaşka hayatlardan gelen bambaşka insanlardık; ama bizi neyin bir arada tuttuğunu unutmayalım: YAZMAK. Okumanın bize verdiği armağanı; düşünerek duyarak ve anlatarak yaşamanın sözcük karşılığı olan yazmayı.

Biz çok heyecanlı ve mutluyuz. Ortaöğretim kurumlarında edebiyatın capcanlı yaşadığını gösterebilmek için adımlar attığımız için, büyük yazar ve şairlerin ta lisedeyken nitelikli kitaplar okuyarak iyi müzikler dinleyerek görsel sanatlarla ilişki kurararak yetiştikleri gerçeğinin altını çizmek amacıyla uğraş verdiğimiz için...

Hiç ayrılmadık ki! Hadi 1 Ağustos 2010 günü buluşalım ve yine okumaktan yazmaktan söz edelim. Sahaf'ın geleceğini konuşurken kişisel yazma maceranıza dair planlarımızı birbirimize anlatalım! Bu bir davettir.Tüm atelyecileri özlemle bu buluşmaya bekliyoruz. Sevgi ve dostlukla...


YAZ ATELYESİ KONUSU: Taşınmak/Yer Değiştirmek/ Çok Uzaklara Gitmek vs.
NOT: Dileyen kurgu dileyen düşünce yazısı yazabilir. Ve elbette şiir de yazabilir.

22 Haziran 2010 Salı

Yekta Kopan'ın 20/06/2010 Tarihli Fil Uçuşu Yazısı Sahaf İçin Yazıldı.

Biliyorsunuz Sahaf'ın üçüncü sayısını olabildiğince uzağa ulaştırmaya çalıştık. Dergimiz öyle güzel bir yere, öyle doğru bir insana ulaşmış ki  söylenecek söz bulamıyorum. Çağdaş öykü yazarımız Yekta Kopan, blog yazılarını  paylaştığı Fil Uçuşu'nda  bizi anlattı. Bu heyecan verici yazı aşağıdaki adreste:

 http://filucusu.blogspot.com/2010/06/sahaf-ozgurce-kosan-konusan-liseliler.html

17 Haziran 2010 Perşembe

Yaz Aylarında Sahaf İçin Yenilikler Başlıyor

İnternet edebiyatı üzerine yıllardır tartışılıp durulur. Ben yazının belirli bir yurdu olmadığını düşünenlerdenim. A4 kağıtta, duvarda, dergide, kitapta, takvimde ve elbette bir bilgisayar  ekranında yazının kendine yer bulabileceğine inanırım. Yazının niteliğini ve yazınsallığını ilan etmek ise ayrı bir sınama konusudur. Nasıl ki her kitapta yazılanı yazınsal bulmuyorsak her bilgisayar ekranında yazılanı da yazınsal olarak tanımlamayabiliriz. Yazınsallık, yazının bulunduğu yerle değil hangi dilsel özgünlüklerle var edildiğiyle ilgili bir  saptamadır.
Bu açıklamaları niçin yaptığımıza gelince... Sahaf için yeni planlarımız var. Bunu hemen sizinle paylaşmak istedik. Sahaf artık yalnız bu blogda değil belki çok daha geniş bir boyut kazanarak internet ortamına taşınacak.

12 Haziran 2010 Cumartesi

Sahaf Okuruna Merhaba

Edebiyat dergilerinin edebiyatın laboratuarları olduğu söylenir. Peki ya okul dergileri? Onları nereye koymalı?
Biz, bu soruya yanıt olsun diye değil yalnızca edebiyatın tadını çıkarmak, doya doya kitap konuşmak, doya doya yazmak için bir atelye kurduk: Yazma Atelyesi. Gelin size bunun hikayesini anlatalım:
Ankara Reha Alemdaroğlu Anadolu Lisesi 2007 yılında Okur- Yazar Topluluğu'nu kurdu. Bu topluluğun amacı, okumayı ve yazmayı seven öğrencileri bir araya getirmekti. Cuma günleri okul dağılıp el ayak çekildi mi bizim tayfa sessiz sedasız okul kütüphanesindeki yerini aldı. Topluluk önceleri havadan sudan konuştu; kitaplardan, yazarlardan, şairlerden... Okumak derdinden yazma derdine düşünce hemen yazma disiplinin ilkelerini belirledik ve Yazma Atelyesi'ni kurduk.
İlk yazılar yazılmaya başlandı. Önce birbirimizin yazdıklarına şaşırdık. 16- 17 yaşlarımızda bu cümleler bizden mi çıkıyordu yani? Sevincimizi uzun tutmadık; kuru alkışla bir yere varılmayacağı edebiyat tarihinde defalarca kanıtlanmıştı. En iyisi eleştiri yapmaktı, hem de acımasızca. Yazılanlar paylaşıldı, yazılar acımasızca eleştirildi. Kimseler kolay kolay alkışlanmadı. Yazılarımız böyle böyle düzeldi, renklendi, tatlandı. İlk yıl böyle geçti.
2008 yılında cuma günleri okul kütüphanesindeki buluşmalarımız sürdü. Yazma atelyemizin bu yılki amacı bir dergi çıkarmaktı: Sahaf Dergisi. Başardık. Dergiyi ilk kez elimize aldığımızda kimimiz ağladı kimimiz şaşkınlıktan deliye döndü. Dergimiz kalın saman kağıda basıldı; parlak kağıdın arsızlığını hiçbirimiz istemedik. Edebiyatta popülizmden ve patırtı koparanlardan hazzetmeyen biz gençler gayet ağır başlı, mütevazı sarı-bordo renklerinde karar kıldık. Sahaf Dergisi'nin ilk sayısı Ankara'daki kitapçılarda satıldı. Dergimizi satan kitapçılara gizli gizli gidip bizimkinin ne kadar sattığını saydık. Bir tane bile eksilse yani satılmış olsa içimiz hop etti. Eksilen bu dergiyi kimin aldığını düşleyerek hiç tanımadığımız insanlara hikayeler anlattığımızı, şiirler söylediğimizi düşünüp seviniyorduk. Sahaf Dergisi'yle artık edebiyatın tadını çıkarmak çok daha anlamlı bir hale geldi. Okumak ömür boyu pusulamız; yazmak yalnızca okumamızın bir taşkınlığı olacaktı sanki önceleri .Oysa dergiyi elimizde görünce iş işten geçmiş biz yazı yazmaya aşık olmuştuk. Bundan sonra yazı, okumamızın yanında hep var olacak bir sırdaşa dönüşmüştü.

2009 yılında da önceki yıllarda olduğu gibi Faulkner, Calvino, Borges, Balzac, Shakespeare, Aragon, Hilmi Yavuz, İlhan Berk, Tanpınar, Oğuz Atay, Wirginia Wolf ve daha nice yazı ustası, sorgusuz sualsiz giriyordu yaşamımıza . Biz daha çok okuyorduk. Okudukça daha çok yazıyorduk; daha az beğeniyorduk yazdıklarımızı... 2009'un mayıs ayında Sahaf Dergisi'nin ikinci sayısı çıktı. Yeşil- sarı. Kalın saman kağıt. (İçten içe Kül Öykü'ye "öykünüyorduk".)

"Biz" diye yazıldı bu yazı. Çünkü bu bizim hikayemiz oldu. Üstteki afiş, en son halimiz. Ama bizden önceki üç yılda aramızda bir süre bulunmuş, okuldan mezun olduğu için bizden ayrılmış tüm "atelyecileri" "yazıcıları" hep hatırladığımızı söylemek istiyoruz. Bu son halimizi onlara da borçluyuz. "Yazı yazan herkese boçluyuz."

Bu blog, şimdilerde Sahaf Dergisi'nin üçüncü sayısını çıkarmak telaşında olan Yazma Atelyesi üyelerinin daha geniş bir okur kitlesine ulaşma heyecanın sonucudur.

Edebiyatın tadını çıkarmak için kurulan Yazma Atelyesi, Sahaf Dergisi okuruna merhabalar dilemek ister:

Merhabalar!

Afişteki Fotoğraflar (2009-2010 Yazma Atelyesi Üyeleri)

Yukarıdan aşağıya:

Aslı Şahinkaya, Batıhan Akgün, Çağatay Müezzinoğlu, Deniz Dengiz, Deniz Özeren, Didem Demir,

Kardelen Dalokay, Kutlay Bike Halıcı, Ozan Cırık, Ömer Atmaca, Onur Yılmaz, Tankut Özkan,

Recep Kılınç, Yavuzhan Akduran

+ Tuğba Çelik Özer

30 Mayıs 2010 Pazar

Son 100 dergi....

Biraz mutluluk biraz hüzün... Elimizde yalnız 100 dergi kaldı. (Bu böyle bir şey... Bir işe aşkla sarılıyorsunuz, ortaya koyduğunuz ürünü paylaşmak istiyorsunuz, yolun sonuna gelindiğinde ise bir şeyler eksiliyor sizden, yeni bir işe yeni bir aşkla sarılmadıkça gitmiyor içinizdeki bu eksiklik duygusu.) 

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Sahaf'ın Yeni Sayısı Raflarda: 3 TL

Reha Alemdaroğlu Anadolu Lisesi için bugün güzel bir gün! Dergimiz Sahaf', okuyucusuyla buluştu sonunda.  İlk günkü tiraj saat 16.00 itibariyle 60'a ulaştı. Bir edebiyat dergisinin ilk günü için hiç de fena değil, ne dersiniz?

23 Mayıs 2010 Pazar

Üçüncü Sayı Baskıda

Yarın itibariyle Sahaf 3 baskıya giriyor. Rengine karar verildi: mavi. "En geç perşembe elinize geçer," dediler. Kapak şahane olmuş, beğendim... İpucu verelim mi? Özellikle Aydın Afacan röportajıyla Sahaf Ankara'nın edebiyat ortamına damgasını vuracak... Heyecanla bekliyoruz...

1 Mayıs 2010 Cumartesi

İKİ ADAM

Yıllardır her zaman olduğu gibi, Samim, yeni doğan güneşle beraber uyandı. Bir iki tembel kıpranışın ardından yatağından ayrıldı. Gün olduğu gibi önünde uzanıyordu şimdi.

Penceresini açarak temiz sabah havasının odaya dolmasına izin verdi, rüzgâr şafakla beraber yeni yeni hareketleniyordu. Sonra da başını dışarı çıkardı, kendini bu amatör ambiyansa teslim etti. Şimdi her şey daha rahattı sanki.

Güneşin aydınlatmaya başladığı bahçede domatesler ve limonlar ne de güzel parıldıyorlardı. Geçen senelerden daha güzeldiler. Bahçe işinde, Samim, kendini daha bir uzmanlaşmış hissediyordu artık.

Gözü bahçeden yola kaydı, sütçünün küçük kamyoneti henüz ortalıklarda görünmüyordu. Oldukça erken kalkmış olmalıyım, diye düşündü, esneyerek.

SON HÜKÜMDARLAR

Yirminci yüzyıl var olan bütün politik değerlerin yıkımıyla başladı. Tarihin başlangıcından beri tek bir sesin çıktığı topraklarda, önce muhalifler baş gösterdi sonra seslerini yükseltmeye başladılar. Artık monarşilerde erk sahiplerinin sayısı artıyor, kralların, padişahlarınsa sarsılmaz gibi görünen iktidarları yalpalıyordu. Öyle ki imparatorların saraylarını dahi terk etmeleri onların sonunu getirdi. Aynı yıllarda, Osmanlı’nın sürekli zıt düştüğü kapı komşusu Rusya’da bununla ilgili büyük bir ibret yaşanıyordu.

En başından alındığında;

26 Nisan 2010 Pazartesi

KANLI TEDDY

1906 yılı, herhangi bir akşam: Şam’da, yirmi beş yaşında genç bir yüzbaşı, zihninde yeni yer edinmeye başlayan memleket meselelerine çıkış arayarak, bu güzel ama bunaltıcı derecede sıcak, doğu kentinin dar sokaklarından evine ilerliyor; Petersburg’da, henüz politik kariyerinin ve iktidara giden yolun başında, otuz altı yaşında bir siyasetçi, parti başkanı seçilmiş olmanın verdiği gururla başı dik olarak, evine gitmek üzere parti binasından ayrılıyor ve Linz’de, babasının ölümüyle ailesini geçindirme sorumluluğunu inşaatlarda çalışarak üstlenen, on yedi yaşında bir delikanlı, ağır mesaisinin ardından, yorgunluktan omuzları düşmüş halde evine dönüyor. Ama asıl bahsetmek istediğim bu adamlar değil; geleceklerinde büyük işler yapacak bu adamların bir okyanus ötesinde emellerini tamamlamış bir adam: Theodore Roosevelt.